Sürdürülebilirlik 101

  • Çevresel ve Sosyal Yönetişim (ÇSY): Giriş ve Tarihçe

    1960'lı yılların sonlarına kadar, sürdürülebilir yatırım kavramı esas olarak "günah endüstriler” (sin industries) olarak isimlendirilen tütün, alkol, kumar, pornografi gibi endüstrilerin hisselerinden uzak durulması olarak kabul edildi.

    Geçen yüzyılın sonlarında ise, sürdürülebilir yatırımlar alanında çevresel ve sosyal kaygılar hakim olmaya başladı. Çernobil ve Deepwater Horizon petrol sızıntısı gibi insan kaynaklı çevresel afetler ile birlikte atmosferde insan kaynaklı sera gazı konsantrasyonlarının endişe verici şekilde artması yatırımcıları risklerini izlemeye yöneltti. Büyük vakıf fonları, varlık yönetim şirketleri ve emeklilik fonları değer temelli yatırım kriterleri geliştirmeye başlarken, tedarikçiler talebi karşılamak için tematik yatırım fikrini ortaya attı. Sürdürülebilir yatırım döneminin ilk aşaması “negatif eleme” veya “negatif perdeleme” olarak adlandırılabilir. “Negatif eleme” stratejisinde yatırımcılar ürün ve faaliyetleri ile bireylere, toplumlara ya da çevreye zarar veren şirketlere yatırım yapmamaktadır.

    1990'lı yılların sonlarında, belirli sektörleri yatırımların dışında tutmanın yanı sıra, çevresel ve sosyal tedbirler ve risk azaltma mekanizmalarını önemseyen üstün sürdürülebilirlik yönetişimine sahip şirketlere yatırım yapmaya öncelik vermek için bazı yeni yatırım ürünleri geliştirilmiştir.  İkinci aşama olarak “pozitif eleme”, şirketlerin sürdürülebilirlik risklerini nasıl değerlendirdiklerini ve azalttıklarını göstermek için güçlü çevresel ve sosyal yönetişim (ÇSY) araçları geliştirmeye zorladı. Çoğu şirket için ÇSY'nin odak noktasının esas olarak iklim değişikliği risk yönetimi ile ilişkili olduğu ve çevresel, sosyal yönetişimi endüstrilerin sadece bir kısmına değil, tüm yatırım kararlarına entegre etmek için güçlü bir hareket olduğu görüldü.  Ayrıca, çevresel ve sosyal faydalar talep eden yatırımcılar “etki yatırımı” adı verilen yeni bir yatırım alanının oluşmasına yardımcı oldu. Yatırımcılar artık özel sermaye dışında tahviller, yeşil borçlanma araçları ve diğer proje finans araçlarını kullanarak artık sürdürülebilir kalkınmaya katılmayı hedeflemektedir.

    İklim Değişikliği Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü (TCDF) tarafından yapılan bir çalışma sürdürülebilirlik taksonomisini üç düzeyde sınıflandırmaktadır. İlk düzey olarak; “sürdürülebilir yatırım”, “sorumlu yatırım” veya “etki yatırım” terimleri sosyal ve çevresel açıdan benzer yatırımları kapsadığı için tümünü “Sürdürülebilir Yatırımlar” çatısı altında toplar. ÇSY alanı bir yatırım stratejisinin değil, düzenli bir yatırım uygulamasının bir parçası olarak kabul edilir. Eleme yöntemleri veya başka bir deyişle stratejiler, iki farklı fakat birbiriyle ilişkili perspektif benimser. Yatırımcılar veya finansörler kendi ÇSY değerlendirme sistemlerini oluşturabilir, ayrıca standart bir puanlama olmadığı için yatırım yapılacak şirketin çevresel ve sosyal performansı sektör standartları ile ölçülüp, kendisiyle benzer olan şirketler ile kıyaslanmaktadırÇSY tabanlı pozitif eleme bazen “sınıfının en iyisi” (Best-In Class)  olarak adlandırılır.

    Negatif eleme bazen düşük ÇSY performansları nedeniyle bazı şirketlerin yatırım portföylerinin dışında kalmasına sebebiyet verebilir. Bununla birlikte, tütün, alkol, silah ve son zamanlarda fosil yakıt üreticileri gibi şirketlerin yapmış olduğu satışlar baz alınarak şirketlere yatırım yapmaktan kaçınma genellikle siyah veya beyaz bir yatırım politikası olarak adlandırılır. Hangi stratejiler kullanılırsa kullanılsın (negatif veya pozitif eleme) göze çarpan risk saptamasının sonucu oldukça benzerdir. Örneğin, fosil yakıtı bir portföye dahil edilmemesi önemli sosyal ve çevresel riskleri ortadan kaldırarak portföyün genel ÇSY performansını geliştirme eğilimi gösterir. Bazı finansörler, bu elemenin sektörlerin sosyal ve çevresel risklerini azaltırken otomatik olarak daha iyi performans göstermesine yardımcı olacağına dair güçlü görüşlere sahiptir. Örneğin, sera gazı risklerini yöneten şirketler regülasyon kaynaklı risklerini doğru bir şekilde yönetme ve sonuç olarak üretim maliyetlerini düşürme fırsatına sahip olurken; geleneksel işletmeler ise sadece regülasyon riskleri nedeniyle değil, ürün maliyetini ve düşük verimliliği de arttırarak önemli kayıplarla karşılaşacaktır.

    Kanada Sorumlu Yatırım Birliği'ne göre, portföy yöneticilerinin neredeyse yüzde 80'i yatırım kararlarına çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) gibi sorumlu yatırım parametrelerini de entegre etmektedir. ÇSY değerlendirme mekanizması oluşturmayan büyük ölçekli bir yatırım şirketi bulunmamaktadır.  

    Görev Gücü raporu ÇSY uygulamasını ÇSY stratejisinden ayırmaktadır, çünkü bunlar yatırım kriterlerinde ana itici güç olarak görülmemektedir. ÇSY'nin başarılı bir şekilde entegrasyonu, risklerin azaltılmasına ve yeşil iş geliştirme için yeni fırsatların tanımlanmasına neden olsa da, şirketlerin etkilerini değerlendirirken ve izlerken sosyal ve çevresel risk yönetiminde farkındalık geliştirmeye yönelik katılım düzeyleri esastır.

     

Sözleşme

lorem klsdjlk sajdk ajsdkjskdjıoqw dqwuda sd lsdidss uds mdsudusuadahskasjh dsajdhajskhd kjasdhjkashdjk asjdhaskjkhd as

lorem klsdjlk sajdk ajsdkjskdjıoqw dqwuda sd lsdidss uds mdsudusuadahskasjh dsajdhajskhd kjasdhjkashdjk asjdhaskjkhd as

lorem klsdjlk sajdk ajsdkjskdjıoqw dqwuda sd lsdidss uds mdsudusuadahskasjh dsajdhajskhd kjasdhjkashdjk asjdhaskjkhd as

Sözleşme

lorem klsdjlk sajdk ajsdkjskdjıoqw dqwuda sd lsdidss uds mdsudusuadahskasjh dsajdhajskhd kjasdhjkashdjk asjdhaskjkhd as

lorem klsdjlk sajdk ajsdkjskdjıoqw dqwuda sd lsdidss uds mdsudusuadahskasjh dsajdhajskhd kjasdhjkashdjk asjdhaskjkhd as

lorem klsdjlk sajdk ajsdkjskdjıoqw dqwuda sd lsdidss uds mdsudusuadahskasjh dsajdhajskhd kjasdhjkashdjk asjdhaskjkhd as